Anladım …

Yazdıklarımı yaşadıklarım sanıyorlar.
Oysa ben bazen,
yaşamak istediklerimi de yazıyorum.
Geç kaldıklarım var,
gecikenler var,
gelemeyecekler var.
Gelseler bile,
beni bulamayacaklar var….

İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın..
Seni tüm zaaflarınla,hatalarınla kabul eden,
Tüm korkularınla bilen,
Hesapsızca ve sorgusuz,
Şartsız ve koşulsuz,
Bencilce olmayan,
“Benim” den önce senin olan,
Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta,
Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta,
Sonuçta değil süreçte iyi gelen,
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.. Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden,
Keder değil yaşama sevinci veren,
Düşüncesi bile gülümseten,
İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın..

Sığ insanları derin sevmeyin” diyordu şair Birhan Eroğlu.
“Derin insanları sığ sevmeyin”
Dedi şair Celil Taş ekleme yaparak.
Ne de haklı ikisi de.
Ama ben de dayanamayıp ,
Belki de haddimi aşarak, desem ki:
“Ismarlama olmuyor azizim
Sevmenin sığlığı, derinliği.
Sevmek, sevenin derinliğindendir.
Sevilenin sığlığı ya da derinliği ne yazar?”..

Üstad Can Yücel, Anladım…..
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım…
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım…
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım…
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak.

Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım…
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım…
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş .

Söylemiştim ya Leo ‘m ben seni uzaktan ta sevebilirim , dua edebilirim . Seni özgür bıraktım..

Luna nın Hikayesi tarafından yayımlandı

Bu bir kadının hikayesi . Yazmayı seven , hayalleri olan her kadın gibi bir anne ‘nin hikayesi . Luna nın hikayesi hepinize bir parça sevgi bir parça gözyaşı bir parça mutluluk bırakacak . Kelimelerime , 26 Haziran 1978 doğumluyum diyerek başlamak istemiyorum . Bu yazıya içimdeki anne yi , içimdeki iş kadını nı , içimdeki aşk 'ı içimdeki beni anlatmak üzere burdayım . Yazmak konusunda yetenekli miyim bilmiyorum . Ama içimdekileri anlatmaz isem varoluş mücadelemi sizinle paylaşmaz isem çok yazık olacak gibi geliyor bana. Bu Luna nın hikayesi . İçinde sefil aşklar olan bir hikaye. Biliyorum , ben bu dünya ya iz bırakmak için geldim . 42 yaşıma doğru yürürken , geride bıraktıklarımı size bir bir diyeceğim . Akıttığım gözyaşlarımı , attığım başarı kahkahalarını , düşürüldüğüm tuzakları , aldatışlarımı ve aldattıklarımı yazacağım size. Bu Luna nın hikayesi . Bu hikaye en dipden gelip yukarı uzanan bir kadının hikayesi , mutluluğu hep başkalarının mutluluğunda aramış bir kadının hikayesi , çok sevmenin çok matah bir duygu olduğunu sanan bir kadının hikayesi , erkek eğemen bir sektörde güzel ama feminen ve aynı zamanda başarılı bir kadın olmanın ne gibi bedeller ödemesi gerektiğini iyi bilen , güzel Luna nın hikayesi . Bu hikaye kederli bir hikaye değil. Bu hikaye hayat gibi aynen bir hayat tadında ve riskleri almanın bir bedeli olduğunu bilen bir kadın nın , Luna nın hikayesi . Sonu belli değil , daha ortasındayım bu hikaye nin . Bu hikaye acımasız , isyankar , vefasız , riyakar , süprizli , tatlı , günahsız ve günahkar , sevimli , içinde kahkahaları olan , herkes gibi , hayat gibi , ama en çok anne gibi ve dünya ya iz bırakmak isteyen bir kadının hikayesi ... Luna

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: